Ormanlarımızı Yakan İşbirlikçi AKP’dir!

22 Haziran-28 Temmuz 2025 tarihleri arasında İzmir, Antalya, Eskişehir, Bursa, Bilecik, Kocaeli, Yozgat, Edirne, Karabük, Uşak, Ankara, Afyon, Maraş, Adıyaman ve Manisa’da orman yangınları çıktı. 90 bin hektar ormanlık alan cayır cayır yandı ve yok oldu. İstanbul’un en büyük ilçesi Esenyurt’tur. 21 TANE ESENYURT YANDI!

Orman işçisi, AKUT gönüllüsü 14 kişi yangınları söndürmek isterken canını verdi.

İlk yangın 22 Haziran’da İzmir Aliağa’da başladı. 50 yıldır yangın çıkmayan ormanlarda yangın çıktı. İzmir’den Karabük’e kadar 4200’den fazla yangın çıktı.

Sadece Bursa’da 10 bin futbol sahası kadar alan yandı. Bursa Harmancık’ta yangın 6 farklı bölgede aynı anda başladı. Yangınlar yerleşim yerlerine de ulaştı. Kimi köyler boşaltıldı. Binlerce insan tahliye edildi, yüzlerce ev yandı.

ORMANLARIMIZI İŞBİRLİKÇİ AKP YAKTI!

Türkiye tarihinde orman yangınlarının en çok yaşandığı yıl: 2021!

2021’de 206 bin hektar ormanlık alan yanmıştı. 2025’te ise şu ana kadar 90 bin hektarlık ormanımız yakıldı. Faşizm hiçbir önlem almadığı gibi yangının üzerine benzin dökecek yasalar çıkarttı, ÇED raporları ve imar izinleri verdi. Çakmak ve benzin AKP’nin elindedir.

AKP’nin ormanları talan etmek dışında halkın çıkarına herhangi bir politikası yoktur.

Vatanımızın ormanlık alanları 2012 verilerine göre 21 bin 678 hektar. Yani ülke topraklarımızın yüzde 27.6’sı ormanlık arazi. AKP’nin ormanları yangınlara karşı koruma programı ise şu: 105 helikopter, 26 uçak, 13 bin orman işçisi.

Ormanlar sadece yangınlarla değil, asıl olarak ve daha çok tekellerin yağmasına açılarak yok ediliyor.

Orman mühendisi emekli OGM yöneticisi Vehbi Tutmaz diyor ki; “Son 10 yılda ormanların 25 bin hektarı yangınlarla gidiyor ama 37 bin hektarı da ormanlardan verilen izinlerle parçalanıyor.”

Ormanlar yangından daha fazla madenlere, HES’lere, inşaatlara, turizm merkezlerine, emperyalist tekellere verilen izinlerle yok ediliyor.

Bunun sorumlusu da AKP’dir.

YANGINLARIN NEDENİ:

YANGINLARI FIRSAT BİLİP TEMMUZ AYINDA 191 PROJEYE ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME (ÇED) ONAYI VERENLERDİR

Orman yangınlarının en yoğun olduğu Temmuz ayı başından bu yana yani yaklaşık bir aylık süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 191 projeye çevresel etki değerlendirme (ÇED) onayı verildi.Başta ormanlar olmak üzere tarım, mera ve sulakalanları tehdit eden projelerin 67’sini madenler, 22’sinipetrol-doğalgaz, 17’sini turizm, 85’ini enerji tesislerioluşturuyor.

Yangının kül ettiği Bursa Harmancık’ta son 10 yılda 22 maden projesine, 2 enerji tesisine ÇED onayı verildi. Bursa Kestel’de son 10 yılda, ormanlarda yangın riskini artıracak 16 maden projesine ÇED onayı verildi.

Bursa Osmaneli’nde 2015’ten bu yana çoğunluğu ormanlık içerisinde 27 maden projesine ÇED onayı verildi.

Karabük’te 2014’ten bu yana 15 enerji, 68 maden projesine ÇED onayı verildi.

Bursa’nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasındaki bölge, kısa süre önce maden sahası ilan edildi ve kireçtaşı (kalker) ocağı ile kırma-eleme tesisi kurmak için yapılan başvuruya “ÇED gerekli değildir” kararı verildi.

Bunlar tesadüf değildir. ORMAN YANGINLARININ SORUMLULARINI BULMAK İÇİN BU ÇED RAPORLARINI VERENLERE VE MADEN SAHİPLERİNE BAKMAK GEREKİR.

YANGINLARIN NEDENİ:

ORMAN ARAZİLERİNİN MADEN TEKELLERİNİN YAĞMASINA AÇILMASIDIR!

Vatanımızın yer altı ve yer üstü zenginlikleri AKP faşizmi tarafından emperyalist tekellere peşkeş çekiliyor. Emperyalist tekeller kârın yüzde 96’sını, devlet ise yüzde 4’ünü alıyor.

“Türkiye’de maden ocaklarında devlet hakkı 3213mmnsayılı kanunun 14. Maddesiyle hüküm altına alınmıştır. Madenler gruplara ayrılmış ve devlet payı, genelde yüzde 3 veya 4 civarında tespit edilmiştir.” (Basından)

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras diyor ki; “Muğla ormanlarının yüzde 70’i, topraklarının ise yüzde 60’ı maden ruhsatı kapsamına alınmış durumda.”

Eskişehir Seyitgazi’nin yüzde 95’ine maden ruhsatı veren devlet, Seyitgazi ormanlarını 10 orman işçisi ve AKUT gönüllüsüne mezar yaptı.

YANGINLARIN NEDENİ:

ELEKTRİK ÜRETİM VE DAĞITIMININ ÖZELLEŞTİRİLMESİDİR!

İzmir Valisi Süleyman Elban diyor ki; “Ödemiş, Seferihisar, Foça, Aliağa yangınları elektrik hatlarından kaynaklı olarak başladı. İnsan kaynaklı ya da sabotajdan kaynaklı yangınımız yok.”

Ormancılar Derneği diyor ki; “Türkiye’de çıkan yangınların yüzde 90’ı insan kaynaklı. Kaza sonucu çıkan yangınlarda ilk sırada %3.38 ile enerji gelmektedir.”

EN BÜYÜK YIKIMA, ZARARA NEDEN OLAN “GENİŞ ÇAPLI YANGINLAR” ASIL OLARAK ELEKTRİK HATLARINDAN KAYNAKLI ÇIKIYOR.

Kıvılcım, kısa devre ve bakımın yapılmaması nedeniyle enerji dağıtım sistemi yangın kaynağına dönüşüyor. Alçak ve yüksek gerilim hatları başlı başına yangın riski taşıyor.

Elektrik hatlarıyla orman yangının ilişkisi nedir?

Elektrik iletim hatlarının denetimi devlete ait. Alçak ve orta gerilim hatlarının bakım sorumluluğu ise özelleştirildi.

ÖZELLEŞTİRMELER, ORMAN YANGININ SORUMLUSUDUR!

Orman yangınlarının yüzde 25’i elektrik hatlarından meydana geliyor. Orman içinden geçen elektrik direklerinden yere zincir halinde elektrik akıyor. Bu yüzden direklerin çevresine 3 m² çepeçevre ya beton ya da çakıl taşı döşenmesi gerekir. Ancak elektrik dağıtım şirketleri bunu yapmıyor.

Orman Genel Müdürlüğü bu özel şirketleri denetlemiyor.

Orman yangınlarının yüzde 87’si devletin almadığı önlemler nedeniyledir. En büyük hasarı da bu yüzde 87’lik yangınlar verir, hasarın yüzde 99’u bunlara aittir.

YANGINLARIN NEDENİ:

HALKIN ORMANLARLA OLAN HAYAT BAĞININ KOPARTILMASIDIR!

AKP faşizmi, Kasım 2002’de iktidara geldi. Beş ay sonra Mart 2003’te ormanları talandan koruyan 169 ve 170’inci maddelerini değiştirmek için teklif hazırladı. Halkın desteğini alabilmek için de ormanların korunmasıyla ilgili hiçbir bağı, bağlantısı olmayan “Milletvekili seçilebilme yaşının 30’dan 25’e indirilmesi” teklifini de paketin içine koydu.

Orman alanları inşaat şirketlerine açıldı, maden tekellerine peşkeş çekildi.

Anayasanın 169. maddesi yanan ormanların yeniden ağaçlandırılmasını ve başka amaçlarla kullanılmamasını zorunlu kılardı. Bu değiştirildi.

2018 Nisan ayında yürürlüğe giren yasa ile orman alanları Hazine’ye takas yoluyla devredilip her türlü imara açıldı. Böylece ormanlar lüks villalarla ve malikânelere doldu taştı.

Bu kanun ile ormanlar özelleştirilerek ve binlerce yıldır gelenek haline gelen halkın ormanları kullanma hakları yok edilerek, halkın doğa ile kurdukları halkçı ilişki yok edildi.

Köylünün ormanın içindeki kuru odun, çalı çırpı, kuru yaprak ya da meyve toplanması gibi geleneksel olarak yüzlerce yıldır sahip oldukları hakları gasbedildi. Köylülerin orman ile ilişkisi artık orman işçisi olmakla sınırlandırıldı.

Eskiden orman köylüleri, ormanları geçim kaynakları olarak gördükleri için gidip yangınlara müdahale ederdi.

Köy kahvelerine nöbetçi listeleri asılırdı, olası bir yangında nöbet listesine göre o alana giderlerdi çünkü ormanı çok iyi tanıyorlardı…

Ormanların güvenliği halka teslim edilmeyip tam tersine yasal düzenlemelerle halkın ormanlarla olan bağı kopartılmak istenmiştir. Halkın ormanla olan bu bağının kopartılması aynı zamanda halkın yangınlara karşı örgütlenmesinin önünü de kesmiştir.

YANGINLARIN NEDENİ:

ORMAN İŞÇİLERİNİN EĞİTİM YAPTIĞI KURUMLARIN KAPATILMASIDIR!

Buca Orman Yangın Eğitim Merkezi ve Belek Orman Yangın Üssü kapatıldı.

Buca Orman Yangın Eğitim Merkezi, Orman Genel Müdürlüğü tarafından ‘orman yangınlarıyla mücadele edecek görevli personeli eğitmek, yetiştirmek amacıyla’ kurulmuştu. 15 bin kişilik eğitim kapasitesinesahip bu merkezde 16 ayrı alanda yangına hızlı müdahaleeğitimi veriliyordu. 2018’de kapatıldı.

Belek Orman Yangın Üssü; kamping, spor tesisi ve “orman işçisi eğitim merkezi” olarak planlanmıştı. Orman Yangın Üssü’nde yangınla mücadele edecek personel eğitilecekti. Orman işçisi eğitim merkezi olan buyer denize sıfır, 145 bin metrekarelik bir arazi üzerindekuruluydu. Eğitim Merkezi, 2020 yılında OrmanBakanlığı’ndan alınarak Turizm Bakanlığı’na devredildi.Turizm Bakanlığı, “imar planı değişikliği” yaparakeğitim merkezinin otel alanı olması kararını verdi.Denize sıfır arazinin bitişiğinde bugün TurizmBakanı’na ait yani patronu Kültür ve Turizm BakanıMehmut Nuri Ersoy olan lüks bir otel bulunuyor.

AKP faşizmi, 2022 yılında yeni bir planlama yaparak 145 dönüm araziyi yeniden otel yapımına açtı ve Belek’teki orman yangın üssünü de kapattı.

Eğitimsizlik ölümleri beraberinde getirdi. Orman yangınlarını söndürürken hayatını kaybeden orman işçilerinin bazıları göreve başlayalı birkaç ay olmuştu. İşçilerin büyük bölümü de “geçici” statüde çalışıyordu. İşçilerin aleve dayanıklı, yangından koruyucu giysileri-ekipmanları yoktu. Tişörtlerle gittiler yangın söndürmeye.

Tarım Orman-İş Başkanı Şükrü Durmuş diyor ki; “İşçiler sentetik kıyafetlerle çalışıyor. Bu elbiseler alevle temas ettiğinde yanmayı hızlandırıyor. Kasktan tutun yanmaz elbiseye, yanmayan ayakkabılara kadar hepsinin olması gerekir. Bu bir cinayet. 2007’de Antalya’da altı emekçi aynı şekilde can verdi. O dönem Uluslararası     Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hibe edilen koruyucu elbiseler depolarda çürüdü. Aynı kurum yetkilileri cenazedeçıkıyor ‘şehidim, aslanım’ diyorlar. Bu işçilerin ailelerine,çocuklarına aylık bile bağlanmıyor.”

Tecrübeli işçiler emekli edildi, yerlerine yenileri getirilmedi. Tecrübesiz işçiler, rüzgârın yön değiştirmesi karşısında ne yapacaklarını dahi bilmiyorlardı. Yangının içinde kaldılar.

YANGINLARIN NEDENİ:

YANGIN ÇIKTIKTAN SONRA DEĞİL ÖNCESİNDE YANGIN ÇIKMAMASI İÇİN ÖNLEM ALMAYAN İKTİDARDIR!

Avrupa Uzay Ajansı’nın Copernicus İklim Değişikliği Servisi, uyduları üzerinden düzenli olarak orman yangını risk haritasını açıklıyor. Türkiye için yangın riskinin yüksek olduğunu açıklamasına rağmen, Haziran- Temmuz aylarının yüksek risk barındırdığı bilinmesine rağmen AKP hiçbir önlem almadı. Ormanların yanmasını ellerini kollarını bağlayıp film izler gibi izlediler.

Üstelik Copernicus uydu izleme sistemi tam da yangınların arttığı tarihte yangın alarmı veriyordu. Sorun yangınlara zamanında müdahale edilmesi değil, yangınların çıkmamasını sağlamaktır. Oysa AKP iktidarının bizzat kendisi kundakçıdır.

YANGINLARIN NEDENİ:

“KÜRESEL ISINMA”, “İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ” DEĞİL KAPİTALİZMDİR!

Orman yangınlarının artmasının önemli nedenlerinden birisi de iklim değişikliğidir. İklim değişikliğini yaratan nedir derseniz, cevabımız içinde yaşadığımız kâra dayalı, tekellerin çıkarına hizmet eden düzendir. Orman yangını mevsimi, 30 yıl öncesine göre 40-80 gün daha uzadı. Ormanda yüzeydeki yanıcı kuru maddelerin daha da kurumasına ve ateş alıp hızlıca yayılmasına neden oluyor. Sosyalistler kurak yerleri yeşillendirir, susuz yerlere baraj kurar. Kapitalizm ise doymak bilmez açlığıyla saldırıyor her şeye, doğayı tekellerin talanına açıyor.

YANGINLARIN NEDENİ:

RÜZGÂR DEĞİL, KÂRA DAYALI SÖMÜRÜ DÜZENİDİR!

Eskişehir’de beş orman işçisi ile beş AKUT gönüllüsü, ormanları kurtarmak isterken canlarını verdi. AKP’nin “uzmanları” 10 kişinin katili olarak “rüzgârı” gösterdi.

“Rüzgar, hızlıymış… Rüzgâr, birden yön değiştirmiş.” yalanları, katliamların üzerine kapatmak içindir. 10 kişinin katili rüzgâr değil, önlem almayan yağma ve talan düzenidir.

YANGINLARIN NEDENİ:

“ÖDENEK YOK” DEYİP YANGIN HAVUZU YAPMAYAN İKTİDARDIR!

İlki Haziran 2022’de olmak üzere, Temmuz 2022, Mayıs 2023, Haziran 2023 ve son olarak Ağustos 2023’te Eskişehir Erikli Mevkii’ne yangın havuzu yapımı girişimleri, “Ödenek yetersizliği” yalanıyla engellendi.

Eskişehir, 10 orman işçisine mezar oldu. Katil, AKP’dir. Yangın havuzu yapılsaydı da emperyalist anlaşmalarlavatanımızı talan eden politikalar yüzünden işletilmezdi.Çünkü ormanların yakılması, yangınlarınamüdahale edilmemesi bir devlet politikasıdır.

YANGINLARIN NEDENİ:

HALK DÜŞMANI AKP İKTİDARI VE ONUN TARIM VE ORMAN BAKANI İBRAHİM YUMAKLI’DIR

Tarım ve Orman Eski Bakanı Vahit Kirişçi 4 Temmuz 2022 tarihinde şu açıklamayı yapmıştı: “10 adet gece görüşlü helikopter aldık, envantere giriyor.”

Şu andaki Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya gece görüşlü yangın söndürme helikopterlerinin neden havalanmadığı sorulduğunda: “Türkiye’nin hangi noktasında ne olacağını şimdiden bilemeyiz. Cebimizde uçak, arazöz yok, bir yerden bir yere gidene kadar hele bir de rüzgâr varsa sizin onu kontrol altına almanız saatler alıyor. 86 milyon vatandaşımızdan bu hassasiyetle yaklaşmalarını istiyorum” cevabını verdi.

İşte halk düşmanlığı böyle saçıldığı ağzından.

Gece görüş kapasitesi olan helikopter alınmadığı için ormanlara geceleri havadan hiç müdahale edilmedi. Geceleri çalışmalar durduruldu. Vatanımızın oksijen kaynakları gece karanlığında yandı, yandı, yandı…

Tarım ve Orman Eski Bakanı Vahit Kirişçi de, yaşanan bir sel felaketinin ardından şunları söylemişti: “Yağışların düzensizliği var. Kuraklık riski de vardı. Bir taraftan 15 canımızı aldı ama diğer taraftan toprak suya kavuştu.”

Ormanların emanet edildiği iki bakan, iki hırsız, iki soyguncu, iki talancı suçlarını itiraf ediyor. Onlar için halkın ölümü bedavadır. Ormanlık alanlara baktıklarında ise gözlerinden fışkıran kâr hırsıdır.

YANGINLARIN NEDENİ:

ORMANLARIN CAYIR CAYIR YANACAĞINI ADI GİBİ BİLEN İKTİDARIN YANGINLARA KARŞI HİÇBİR POLİTİKA GELİŞTİRMEMESİDİR

88 yılda 126 bin 268 orman yangını çıktı. Yılda ortalama 1435 yangın çıkarken son 10 yılda her yıl ortalama 2732 orman yangını çıktı. Her yıl ormanlarımız 2732 kez yakılıyor. Sorumlusu vatanımızı emperyalist talana açan AKP faşizmidir.

1937-2024 döneminde Türkiye’de toplam 126 bin 268 orman yangını çıkarken 1 milyon 907 bin 265 hektar alan yandı. Bu 88 yıllık süreçte yıllık ortalama yangın sayısı 1435 iken son 10 yılda (2015-2024) bu ortalama 2732’ye yükseldi.

Tarım Orman-İş Başkanı Şükrü Durmuş, AKP’nin işbirlikçi politikalarının nasıl ormanları yangınlara açık hale getirdiğini şöyle anlatıyor: “Bizde iş makinası, arazöz, uçak var ama insan kaynağı yok. Elinizdeki uçak ve araç olması eğer insan kaynakları yetersizse tek başına bir anlam ifade etmiyor. Geçmişte yangına hassas bölgelerde ilk müdahale ekipleri vardı. Havalar ısınmaya başladığında gerekli ekipmanlarıyla orada yatıp kalkarlardı, olası yangına seri müdahale ederlerdi. Alınan işçiler yardımcı hizmetlerde çalışıyor ya inşaatta ya da üretim alanlarında çalışıyor. Yangın başladığında yorgun gidiyor, Yangına müdahale etmesi için nasıl enerjisini toplayacak? Çaycı olarak bile kullanıyorlar.”

VATANIMIZIN CAN DAMARI ORMANLARI YAKANLARA, HALKIMIZI ORMANSIZ-EVSİZ BIRAKANLARA, ORMAN İŞÇİLERİNİ KATLEDENLERE, VATANIMIZI ÖZELLEŞTİRMELERLE KATLİAMLARA AÇIK HALE GETİRENLERE, EMPERYALİZME KUL KÖLE OLANLARA, VATANIMIZI SATANLARA EMANET EDİLECEK TEK BİR AĞACIMIZ BİLE YOKTUR!

ORMANLARIN GÜVENLİĞİ HALKA BIRAKILMALIDIR!

HALK KOMİTELERİYLE, HALK MECLİSLERİYLE ORMANLARIMIZI KORUR, VATANIMIZI EMPERYALİST TEKELLERE KARŞI SAVUNURUZ!

HALKIMIZIN FEDAKÂRLIĞI CANI PAHASINADIR!

Eskişehir’de 10, Bursa’da 4 gönüllü, emekçi yangınlarda hayatını kaybetti.

Bursa’nın Orhaneli ile Harmancık ilçeleri arasındaki ormanlık alanda çıkan yangına müdahale etmek için yola çıkan 38 yaşındaki itfaiye personeli Ramazan Şaşkın, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Şaşkın, ayağı kırık olmasına rağmen dinlenmek yerine, alevlerle mücadele eden arkadaşlarını yalnız bırakmak istemedi, görevinin başına koştu. Bu fedakârlığının bedeli canı oldu.

Bursa’nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasındaki orman yangınına müdahale için gönüllü olarak yardıma giden üç kişinin bulunduğu bir su tankeri, sarp arazide kontrolden çıkarak uçuruma yuvarlandı. Üçü de hayatını kaybetti.

Halkımız, cansiparane ormanlarını korudu. Tüm yaratıcılığıyla ormanları savundu.

“Orhaneli-Harmancık yolu arasında iş makineleri ile kazarak çukur oluşturdukları alanın üstünü brandayla kapladı. Su tankerleri ve hortumlarla çukuru suyla doldurup, yangın söndürme helikopterleri için gölet oluşturdu.” (Basından)

Kimi su tankerlerini doldurdu, kimi tehlike altındaki evlerin tahliyesini sağladı. Su taşıyan, yemek yapan, giysi getiren de vardı; motorlarını alıp yemek taşımak için yangın bölgesine giden de… Halkımız, traktörlerinin arkasına su tankerleri bağlayıp yangın söndürmeye gitti.

ÇÜNKÜ YANAN ORMANLAR BİZİM VATANIMIZDIR, HAYATIMIZDIR…

HALK KENDİNE AİT OLANI ÖLESİYE SAVUNUR.

ORMANLAR, DENİZLER, GÖLLER, AKARSULAR HALKINDIR. ÜRÜNLERİNDEN, YARARLANMAK HALKIN HAKKIDIR.

KORUNMASI VE GÜVENCE ALTINA ALINMASI ÖRGÜTLÜ HALKIN GÖREVİDİR.

EMPERYALİST TEKELLERE VE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNE SESLENİYORUZ:

ORMANLARIMIZI, YER ALTINDAKİ VE YER ÜSTÜNDEKİ TÜM ZENGİNLİKLERİMİZİ SATMAKTAN, GASBETMEKTEN VAZGEÇİN; VATANIMIZDAN DEFOLUP GİDİN!

BİZİM OLANI ALACAK, TOPUNUZU VATANIMIZDAN KOVACAĞIZ!

YAKAN AKP, KORUYAN HALKTIR!

ORMANLARI KORUMAK EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI MÜCADELE ETMEKLE MÜMKÜNDÜR!

HALK KOMİTELERİNDE ÖRGÜTLENELİM!

HALK MECLİSLERİYLE BİZİM OLANI KORUYUP ONA GÖZ KOYANDAN HESAP SORALIM!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar