“Merhabalar. Ben tutsak Grup Yorum emekçisi Hakan İnci.
4 Temmuz 2025 tarihinde görülen karar duruşmamda 13 yıl ceza aldım. Grup Yorum emekçileri Seher Adıgüzel, Fırat Kaya ve Barış Yüksel’in aldığı cezalar ile 3 hafta içerisinde toplamda 35.5 yıl hapis cezası aldık. Yani oligarşinin mahkemeleri Grup Yorum’a 3 haftada 35.5 yıl ceza kesti. Aldığımız cezaların hukuki dayanağı yok, meşru yanı hiç yok. Kendi hukuk kurallarına dahi uymayan siyasi iktidarın zorbalığı yasallığını da aşıyor. Yasa dışı, gayrimeşru yollarla hakkımızda onlarca yıl hapis cezası veriyorlar. Aldığımız cezaların kişilere özel olmadığını herkes biliyor. Bu cezalar 40 yıldır devrimci sanatta ısrar eden, sanatın bir avuç para babasının tekelinde ve hizmetinde olmadığını savunan Grup Yorum’a kesilmiş bir cezadır. Amaçlanan ise açıktır.
İstiyorlar ki Grup Yorum devrimci sanat yapmasın., sanatını halk için değil burjuvazi için yapsın, egemenlerin çarkına çomak sokmasın. Stalin, sanatçıyı “insan ruhunun mimarı” olarak tanımlıyor. Doğrudur da. Onlar da istiyorlar ki Grup Yorum ezilen, sömürülen, adaletsizliğe uğrayan halkımızın ruhuna dokunmasın. Onların umuduna, dayanışma bilincine, öfkesine sanatıyla şekil vermesin… İstiyorlar ki arabesk bir yaşam hüküm sürsün, bencillik büyüsün, adalet duygusu çürüsün… İstiyorlar ki memleketin dört bir yanı talan edilsin, işgal edilsin, halklarımız sağlıktan, eğitimden, ulaşımdan, barınmadan, kültürel faaliyetlerden mahrum edilsin, köle gibi çalışıp kırbaçlansın; ama karşı koyacak, adalet arayacak, boyun eğmeyecek gücü de kendinde bulamasın. Milyonlarca insanın katili, Nazilerin propaganda şefi Göbbels boşuna dememiş “Kültür kelimesini duyunca elim silahıma gidiyor” diye. Evet, zamane Göbbels’leri günümüzde de yaşıyor ve devrimci sanat dendiğinde, halk için sanat dendiğinde elleri coplarına, koçbaşlarına, sansüre, yasaklara, cezalara gidiyor.
Aldığımız cezaların, 10 yıldır uygulanan sansür, konser yasakları, terörize etme politikalarından bağımsız olduğunu kimse söyleyemez.
Bizler Grup Yorum emekçisi olduğumuz için gözaltına alındık, tutuklandık, sürgünlere uğradık, hayatlarımızın büyük bir bölümü hapishanelerde geçti, onlarca yıl cezalar aldık. Devrimci sanatı savunduğumuz, icra ettiğimiz için gün yüzü gösterilmemekle tehdit edildik. 40 yıldır halkımızla olan bağımızı sürdürdüğümüz için İdil Kültür Merkezimiz, evlerimiz basıldı, enstrümanlarımız parçalandı yahut çalındı, emekçilerimiz işkencelerle gözaltına alındı, tutuklandı. İşte bu yüzden konserlerimiz yasaklanıyor, üzerimizde sansürün en koyusu uygulanıyor, internet hesaplarımıza kadar halkla bağ kurabileceğimiz alanlar yasaklanıyor.
Egemenler, bir nesil Grup Yorum’u tanımadan, şarkılarını dinleyemeden büyüsün istiyor. Çünkü şarkılarımız “çam ormanlarındaki rüzgar” gibi.. Kendini hep bir ağızdan okutuyor. Çünkü “şarkılarımız ön safta saldırıyor düşmana”. Çünkü şarkılarımız “bir tek yüreğin perdeleri inik, kapısı kilitli evinde oturmasına” izin vermiyor, şarkılarımız “rüzgara çıkıyor”, çıkarıyor… Şarkılarımız yoksul kondularda yaşayan halkımızı dayanışmaya çağırıyor. Şarkılarımız “yarin yanağından gayrı her yerde her şeyde hep beraber” diye haykırıyor. İşte egemenler de şarkılarımızdan, sanatımızdan bu yüzden korkuyor. Bu yüzden terörize ediyor, şarkılarımızı yasaklıyor. Bu yüzden bizlere ceza üstüne ceza veriyor. Bu cezalarla bize (savcılarının dediği gibi) “Grup Yorum’dan ayrıl, kendi grubunu kur, sanat yapıyorsan da para için yap, şöhret için yap” diyorlar. Halka da “Bakın onlar terörist. Terörün müziğini yapıyorlar. Onlardan uzak durun. Yakınlaşırsanız sizler için de kelepçelerim, coplarım, hücrelerim var” diyorlar. “Ne yapacaksınız Grup Yorum’u? Bakın sizin için Jennifer Lopez’i getirttim, K-Pop festivali örgütlüyorum. Hem kulağınızı hem de gözünüzü doyuruyorum. Onlarla ilgilenin” diyorlar.
Burjuvazinin ahlakı da kendi sınıfının ahlakıdır. Ve o ahlakla ülkemizde de Grup Yorum’un konserlerini yasaklarlarken, Jennifer Lopez gibi emperyalizmin sahne fahişelerinin günlerce reklamını yapıyorlar. Her türlü olanağı sunup devasa sahnelerde milyonlarca lira ile hazırlanan koreografilerle halkımızın kültürel hafızasını kirletiyor, yozlaştırıyorlar. “Dini bütün”, ahlaklı (!) egemenler, dünya yıldızı diye tanıttıkları fahişelere neredeyse çırılçıplak sahne şovları yaptırıyorlar. Yetmiyor, olmayan kıyafetlerine bile övgüler düzerek büyüleyiciliğinden dem vuruyorlar. İşte onların ahlakı budur! Emperyalizm Gazze’yi işgal ederken, 72 saatte 21 bebek açlıktan ölürken, ülkemiz cayır cayır yanarken Jennifer Lopez’lerle, K-Pop festivalleriyle halkı uyutmak, beyinleri kirletmektir.
Biz “İşgal altında Filistin / Filistin benim vatanım…” diyerek Filistin halkının mücadelesini sahiplendiğimiz, dünyayı kan gölüne çeviren emperyalizme karşı “Amerika Katil, Defol” dediğimiz için yasaklanıyor, sansüre uğruyor, ceza üstüne cezalar alıyoruz. Verilen hiçbir cezayı kabul etmiyoruz. Yasal zorbalığınızı, yasa dışı haydutluğunuzu tanımıyoruz. Devrimci sanatçılığı yargılayamaz, Grup Yorum’u susturamazsınız! Komplolarınıza, cezalarınıza, kuyu tipi hapishanelerinize boyun eğmeyeceğiz. Tecriti de, sansür duvarınızı da parçalayacağız. Verdiğiniz cezalar sizin korkunuzun, bizimse haklılığımızın ifadesidir. İçeride veya dışarıda Grup Yorum emekçileri olarak üzerimize düşeni yapmaya, üretmeye, direnmeye, şarkılarımızı söylemeye devam edeceğiz.
Tüm halkımızı; hakkımızda verilen cezalara, yasaklara karşı Grup Yorum’un şarkılarını dinlemeye, dinletmeye, paylaşmaya, Grup Yorum’un saflarında devrimci sanatı büyütmeye, Aydın ve sanatçı dostlarımızı yaşadığımız bu baskılara duyarsız kalmamaya, konserlerinde sahne aldıkları yerlerde, katıldıkları programlarda sansürü delen konuşmalar yapmaya, Grup Yorum şarkıları söyleyerek dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
GRUP YORUM HALKTIR SUSTURULAMAZ!
KAHROLSUN FAŞİZM, YAŞASIN TÜRKÜLERİMİZ!
CEZALARLA, YASAKLARLA GRUP YORUM’U TESLİM ALAMAZSINIZ!”
10 Ağustos 2025 1 No’lu F Tipi Hapishane Sincan / ANKARA